Makaleler

NEDEN RUH SAĞLIĞI
Yazar: Sokrates

SAĞLIK; hiçbiri diğerinden daha önemli ve üstün olmamak üzere fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir iyilik hali olarak tanımlanmaktadır. İnsanların Ruhsal iyilik hali ile ilgilenmeyen hiçbir Özel veya Resmi Sağlık Sistemi etkili olamaz.

            RUH SAĞLIĞI : Erken çocukluktan (Hatta anne karnından) ölüme kadar devam eden ve düşünce, iletişim becerileri, öğrenme, duygusal gelişim, kendine güven gibi bir dizi süreci de ifade eden bir kavramdır.

            Genel olarak bakıldığında birey yaşamını, geçmekte olan zaman diliminin içinde ve değişen mekanlarda, kendisiyle, ailesiyle, yakın çevresiyle, içinde yaşadığı toplumla ve yaptığı iş yada görevi ile yoğun bir ilişkiler ağı içinde sürdürmektedir. Eğer bu ilişkiler ağında:

             - Denge,

             - Uyum,

             - Doyum,

             mevcut ise birey ruhsal açıdan sağlıklıdır. Freud bireyin ruh sağlığı açısından sağlıklı sayılabilmesi için iki temel ölçütün,

             – Çalışmak ve sevmek

             Olduğunu bildirmiştir. Bir kişinin ruhsal durumu o kişinin genetik yapısı ve yaşam deneyimlerinden etkilenmektedir.

             Ruh Sağlığını tanımlamak örneğin bir Diabeti tanımlamak kadar kolay değildir. Çünkü aynı toplum içinde bile olsa kültürel özelliklerin etkisi çok büyüktür. Ruh sağlığı tanımlamasındaki güçlükler ve nedenlerine ilişkin bilgilerin sınırlılığından dolayı yalnız ülkemizde değil tüm dünyada Ruh Sağlığı hizmetlerinin gelişmesi diğer sağlık hizmetlerine göre geç olmuştur.

             Ruh Sağlığı alanında tedavi çok hızlı gelişmektedir. Çünkü yapılan çalışmalar DAVRANIŞ ve BEYİN arasındaki karmaşık yapının anlaşılmasına ve elde edilen bilgilerin uygulamada kullanılmasına zemin hazırlamaktadır. Günümüzde ruh sağlığı alanında etkin tedavi yöntemleri geliştirilmekte ve ruhsal bozukluğu olan kişiler tedavi edebilmektedir.

            Fakat özellikle ülkemizde Ruhsal Bozukluğu olan kişilerin çoğunun tedavi hizmeti almadığı bilinmektedir. Bunun en temel nedenlerinden biri, toplumda ruhsal bozukluğu olan kişilerin DAMGALANMASI veya DAMGALANMA KORKUSU dur. Bunun sonucu kişinin tedavi hizmetlerinden yararlanması sınırlanmakta, çalışma yaşamı, toplum kaynaklarına ulaşması, tedavi ve sosyal hizmetlerden yararlanma oranı düşmektedir.

             Ruh Sağlığı bozulan kişi, genellikle duygu, düşünce ve davranışlarında değişik derecelerde tutarsızlık, aşırılık, uygunsuzluk ve yetersizlik özelliklerini taşımaktadır. Normal bir kişide tutarsız, uygunsuz ve yetersiz davranışlar görülebilir. Hasta sayılabilecek kişide bu özelliklerin sürekli veya tekrarlayıcı olması, kişinin verimli çalışmasını ve kişilerarası ilişkilerini bozması gerekir. Ruhsal bozukluklar açısından en önemli risk grupları arasında           

              - yoksullar ve göçmenler

              - çocuk ve gençler

              - travmatize olmuş kişiler yer almaktadır.

              Ruh bozuklukları genel sağlık hizmetleri çerçevesinde tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de önemli halk sağlığı sorunlarından biridir. Nedenleri  incelendiğinde epidemiyolojik açıdan hasta sayılarının büyük olması, bireye, aileye ve topluma en çok acı veren rahatsızlıkları içermesi, insan yetisini ve gücünü ağır derecede ve uzun süre düşürmesi bakımından büyük ekonomik kayıplara neden olması, bilgisizlik, korku ve önyargıların en çok görüldüğü ve bu nedenle hastaların tanı ve tedavilerinin güçleştiği rahatsızlıklar olmalarıdır.

                Ruhsal bozuklukların hastayı, aileyi, sağlık sistemini ve genel anlamda toplumu ekonomik ve psikososyal açıdan önemli ölçüde etkilediği görülmektedir. Bununla birlikte uzun süre hastanede yatmaya bağlı olarak ekonomik maliyet artmakta, bireyin ve ailenin üretkenliğini azaltmakta, aile üyelerine maddi ve duygusal yük getirmektedir. Dolayısıyla birey ve ailenin yaşam kalitesini düşürmektedir. Ayrıca, işsizlik, damgalanma ve insan hakları ihlallerinin en fazla görüldüğü grubu oluşturmaktadır.

                Dünyada yaklaşık 500 milyon kişinin ruhsal ve nörolojik bozukluğu olduğu bilinmektedir. Sağlık hizmetine başvuran her 4 kişiden en az 1’inin teşhis edilmemiş ruhsal bozukluğu olduğu belirlenmiştir. Bu hastaların yaklaşık 2/3’ü (p) fiziksel şikayetlerle başvurmaktadır ve ruhsal bozukluklar fark edilememektedir.

               Bilinmektedir ki, halk sağlığının geliştirilmesinde hastalıkların önlenmesi ve kişinin iyilik durumunun korunarak yükseltilmesi önceliklidir. Bu nedenle halk sağlığı uygulamaları kapsamında ruh sağlığının geliştirilmesi ve ruhsal bozuklukların önlenmesi giderek önem kazanmaktadır. Halk sağlığı alanında ruh sağlığı yaklaşımı ; epidemiyolojik sürveyans çalışmalarını, ruh sağlığının korunup geliştirilmesi ve ruhsal bozukluklarının önlenmesini, erken teşhis ve tedavinin yanı sıra toplumun ruh sağlığı hizmetlerine kolaylıkla ulaşmasını sağlayıcı çalışmaların yapılmasını ifade etmektedir.

            Yapılan çalışmalar, günümüzde ruhsal bozuklukların erken ölüm ve özürlülük (yetiyitimi)  nedenleri arasında 2. sırayı aldığını ve hastalık yükünün .4’ünü oluşturduğunu göstermektedir.

            Diğer taraftan ruhsal bozuklukların insan hakları ve damgalanmayla birleşen, utanç, toplum tarafından dışlanma ve işsizlik ile sonuçlanan gizli yükünden söz edilmektedir. Gelecekte risk altındaki yaş gruplarının sayısının büyümesi sonucu genç yetişkin nüfusta şizofreninin artacağı, 60 yaş üzerinde ise demansların daha fazla görüleceği üzerinde durulmaktadır. Bir toplumda özre neden olan ve sık rastlanan ruhsal ve nörolojik hastalıklar;

-          depresyon,

-          intihar,

-          şizofreni,

-          demans (bunama),

-          zihinsel özür ve

-          epilepsidir.

Güncel ve can yakıcı olduğundan intihardan istatiksel olarak kısaca bahsedelim.

 

         İntihar : İntihar girişimi dünyada özürlülük nedenleri arasında 17.sırada yer almaktadır. Önümüzdeki yıllarda intihar oranlarının artmasına bağlı olarak 14.sırada yer alacağı tahmin edilmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde 15-44 yaş grubundaki erkeklerde hastalık yüklü nedenleri arasında 8. sırada yer alırken kadınlarda 4. sıradadır. 2008 yılında ölümlerin %1.6’sının intihar sonucu olduğu ve yaklaşık 2 milyon kişinin intihar ettiği bildirilmektedir. İntihar 10 ölüm nedeni arasındadır. İntihar girişimi hızı, tamamlanmış intiharların 10-20 kat fazlasını oluşturmaktadır.


Bağlantılarımız

  • Özel Sağlık Sigortaları
  • Bankalar
  • Yapı Kredi Emekli Sandığı Vakfı
  • TBMM ile anlaşmamız vardır

İletişim

Adres: Aydınlık Evler Mahallesi 6780 Sokak No:13 Çiğli - İzmir (Çiğli Emniyet Müdürliği Yanı)

Tel: 0232 376 00 55

Faks: 0232 376 44 90

E-Posta: info@sokrates-psikiyatri.com.tr